Monthly Archives: March 2011

Vicious cycle

Aşık olmak bir nevi oyun oynamak. Önce bir oyuncak görürsün, büyüsüne kapılırsın. Aslında gayet sıradan bir oyuncak olabilir o, hatta eciş büşüş, hiçbir albenisi olmayan, hatta bir tarafı kırık dökük… Bazen öyle anlar olur ki, oyuncağın gerçekten varlığı bile olmaz … Continue reading

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Damarına basan insana ‘ayağını kaldır canım acıyor’ diyemeyeceğine göre yapacağın en iyi şey ‘benim damarım ordan geçmiyor ki zaten’ demek.

Ben bazen ne hissettiğimi çok zor anlıyorum, çok zor fark ediyorum. Ki, bu soruyu başkalarına günde bilmem kaç kez sorduğumu düşünürsek ironik bir durum bu. Genelde betimlemelerle anlatıyorum sanki duygularımı, hem de günlük hayattan betimlemelerle, basitçene bir nevi… Hani, deniz … Continue reading

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Kurmaca

Portakal çiçeği kokuyordu sokaklar, en sevdiği. Hafif, ılık rüzgar taşıyordu kokuyu burnuna. Her zamanki gibi telaşlı adımlarla yürüyordu. Annesinin küçükken sık sık tekrarladığı ‘kapakların üstüne basma sokakta’ öğüdünü hiçbir zaman tutamamıştı, yine gidip tam ortasına basıyordu, sanki inadına. Bir yere … Continue reading

Posted in Uncategorized | Leave a comment

“It’s spring fever. That is what the name of it is. And when you’ve got it, you want – oh, you don’t quite know what it is you do want, but it just fairly makes your heart ache, you want it so!”*

“Güneş tepede parlarken hiçbir şeye üzülme.” Bunu öğrendim ben yıllar önce. Hep en mutlu günlerim, güneşli günler oldu. Üstüme ince hırkalar aldığım günler ağlayamadım çok fazla. Daha çabuk unuttum can sıkıntımı, daha kolay kahkaha attım üstüne, daha az ağladım acıma. … Continue reading

Posted in Uncategorized | Leave a comment

"Folks, I’m telling you, birthing is hard and dying is mean- so get yourself a little loving in between."*

Huzur… Kuş tüyü yataktan bile yumuşak bir his içinde uyumak. Süzülmek hafif hareketlerle. Sıcaklık tam olmasını istediğin gibi, dokunuşu da öyle… Açlık hiç hissetmiyorsun bile, her an doymuş hissediyorsun kendini. Yumuşacık bir ses geliyor dışarıdan. Ne kadar şefkatli geliyor kulağa? … Continue reading

Posted in Uncategorized | 3 Comments

İstemek elde etmenin yarısı mıydı? Peh.

Çok şey demek istiyorum aslında her zamanki gibi. Mesela ‘nasıl yani?’ diye sormak istiyorum. ‘Otur karşıma, anlat’ demek istiyorum. Bunlardan birini sorduğumda boş gözlerle bakmasın istiyorum. Gereksiz ve yalan hayat bahanelerini getirmesin istiyorum. Bir kez olsun bir insan karşıma geçsin … Continue reading

Posted in Uncategorized | 2 Comments

Bir de şöyle bir şey var,

Her nefes verişin bir öncekini kaybedişin. Her nefes alışın bir daha kaybetmeyeceğine inanışın. Her inanışın, zaten kaybedişin…

Posted in Uncategorized | Leave a comment