Bıkkınlık-Bitkinlik.

Yanındakinin sadece bir yabancı olduğunu anladığında aslında her şey için çok geçti. Çünkü çoktan içini açmış, onu oraya bir yerlere almış ve koparamamacasına bağlamıştı. Yan yana yatmanın sadece bir gereklilik olduğunu fark ettiğinde bir şeylerin olduğunu anladı. Ya da bir şeylerin hiçbir zaman olmadığını…

Daha önce çok defa başına gelse de her seferinde unutuyordu nasıl başa saracağını bu hikayeyi. En başta nasıl bir yabancıysa adam yine o yabancı olmalıydı belki. Çünkü bu kadar tanıdık ama bir bu kadar uzak oluşu en çok yaralayan şeydi onu.

Bir yolu elbet bulunurdu bulunmasına da, artık o kadar yorgundu ki sadece ‘yine mi?’ diyebiliyordu. Zamanla fark etmişti ki çok mutsuzluk diye bir şey yoktu. Sadece mutsuzluk vardı. Ve en mutlu olunması gereken zamanlarda hissedilen şey o salt mutsuzluksa bu kıyılarda debelenmeye gerek hiç yoktu. Başka bir yere gitmeliydi…

Tanıdık yabancıyı, sadece yabancı yapabilmeliydi yeniden. Bütün ezberleri yine bozmalı, bütün alışkanlıkları yine yıkmalı, bütün hayalleri yine unutmalıydı.

Advertisements
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s